Tag Arşivi | "hastalık"

Tags: , , , , ,

Manisa’da ishal vakaları


Manisa’nın Kırkağaç ilçesinde kusma ve ishal şikayetiyle hastaneye kaldırılan çocuk sayısı 410′a yükseldi.
Takviye için Akhisar ve Soma ilçelerinden istenen sağlık personeli de Kırkağaç’a giderek çalışmalara başladı.

Kırkağaç Kaymakamı Aykut Pekmez, çocukların hayati tehlikelerinin bulunmadığını açıkladı.

Çocukların yakınları Aksu mevkiindeki içme suyu hattında yapılan çalışmalar nedeniyle suların kesik olduğunu, şikayetlerin sular geldikten sonra ortaya çıktığını ileri sürdü.

Belediye hoparlöründen de vatandaşlara su içmemeleri yönünde sık sık anons yapılmaya başlandı. Kırkağaç Devlet Hastanesi’nde kusma ve ishal şikayetiyle gelen çocukların 0-15 yaş arasında oldukları belirtildi.

Çocukların yakınları, Aksu mevkisindeki içme suyu hattında yapılan çalışmalar nedeniyle iki gündür suların kesik olduğunu, çocuklardaki şikayetlerin sular geldikten sonra ortaya çıktığını ileri sürdü.

Posted in SağlıkYorumlar (0)

Tags: , , , , , ,

Dikkat! Klima öldürebilir


Klimaların, solunum yollarını doğrudan etkilediği, ”Lejyoner” hastalığına neden olduğu ortaya çıktı.
Kapalı ortamların ısısını ve nem oranını istenilen seviyelere getirebilen klimaların, solunan havayı ve solunum yollarını doğrudan etkilediği, klima kullanımıyla birlikte su damlacıklarıyla havaya karışarak insanlara bulaşan bulaşan bakterilerin, ölümlere yol açan ”Lejyoner” hastalığına neden olduğu bildirildi.

Bursa’daki özel bir hastanede görevli Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, yaptığı yazılı açıklamada, lejyoner hastalığına neden olan ”Legionella pneumophila” bakterisinin durgun sularda ürediğini, suyun havaya saçılması sırasında solunum yoluyla, akciğerlere girerek enfeksiyonlarına neden olduğunu belirtti.

“BEBEKLERİ, SİGARA TİRYAKİLERİ VE YAŞLILARI ETKİLİYOR”

Klima içerisinde oluşan nemli ortamın ”Legionella pneumophila” gibi hastalık etkenlerinin yaşaması ve çoğalması için çok uygun ortamlar olduğuna değinen Karadağ, bu etkenlerin su damlacıkları ile havaya karışarak insanlara bulaştığını vurguladı. Karadağ, otel, iş merkezi, gökdelen gibi büyük binaların havalandırma sistemlerinin su bölmeleri, havuzlar, su depoları gibi ortamlarda çoğalan bakterilerin, o binada bulunan pek çok insanda hastalığa yol açabileceğine dikkati çekti.

Her klimalı ortamda bu bakterilerin bulunmadığını, bakterilerin olduğu ortamda yaşayan ve bu havayı soluyan herkesin de hastalanmayacağını ifade eden Karadağ, hastalık etkenine maruz kalan insanlarda 2 -10 gün arasında ateş, halsizlik, kas ağrıları, iştahsızlık, baş ağrısı gibi belirtilerin ortaya çıktığını, ancak çoğunlukla ilk dikkati çeken belirtinin öksürük olduğunu kaydetti.
Başlangıçta kuru ve hafif olan öksürüğün kanlı balgama ve nefes almakta güçlüğe neden olabileceğine, hastaların yüzde 20’sinde ateşin 40.5 derecenin üzerinde olduğuna işaret eden Karadağ, ”Yüksek ateş ve öksürük yakınması olan hastalar, son günlerde klimalı ortamlarda bulunmuşlarsa lejyoner hastalığı açısından değerlendirilmeleri gerekiyor”’ dedi.

Karadağ, hastalığın en çok bebekleri, yaşlıları, erkekleri, sigara tiryakilerini, alkolikleri, kalp-damar, kronik bronşit, diyabet ve böbrek hastalarını, bağışıklık sistemi baskılanmış kişileri ve kortizon kullananları etkilediğini dile getirdi. Hastalığın tedavisinde doğru ilacın seçilmesi ve erken dönemde tedaviye başlanmasının yan etkileri önlediğine, ancak tedavi süresinin hastanın tüm şikayetleri ortadan kalksa bile üç haftadan az olmaması gerektiğine dikkati çeken Karadağ, bu ciddi ve ölümcül hastalığın önlenebilmesi için bakterilerin bulunabileceği ortamların saptanması ve uygun şekilde dezenfekte edilmesinin çok önemli olduğunu belirtti.

Prof. Dr. Karadağ, alınacak önlemleri şöyle sıraladı:

  • 1- Klimalar, havalandırma sistemleri, su depoları, kapalı alanlardaki havuzlar, duş başlıkları ile bazı tıbbi aletler bulaşıcılık açısından dikkatle kontrol edilmeli,
  • 2-Enfeksiyon şüphesi oluştuğunda bakım ve dezenfeksiyon için hiç beklemeden, su 70 derecenin üzerinde ısıtılmalı
  • 3- Musluklar, duş başlıkları, basınçlı sıcak su ile 30 dakika süreyle yıkanmalı,
  • 4- Metalik iyonizasyon yöntemiyle de dezenfeksiyon yapılabilir. Klorla yapılan dezenfeksiyondan daha etkili bulunan bu yöntemde özel elektrotlar tarafından havuz suyuna bakır, gümüş ve çinko iyonları aktarılır. Belirli düzeylere geldiğinde bu iyonlar dezenfeksiyonu sağlamaktadır.

Posted in SağlıkYorumlar (0)

Tags: , , , , , , ,

Sağlığımız hakkında doğru bildiğimiz yanlışlar!


Tıptaki bütün gelişmelere rağmen sağlık konusunda bir sürü şeyi yanlış biliyoruz.

Vücudun normal ihtiyacı 750 ml sudur.
Romalılar devrinde hastalıkların tedavisi için vücuttan biraz kan akıtmanın yeterli olacağı sanılıyordu. O zamandan bu yana doğayı ve insan fizyolojisini anlamak yolunda çok mesafe aldık ama bazı mitleri bir türlü aşamadık.

21.Yüzyıl sağlık mantrası şöyle: Kilo vermek ve sağlıklı yaşamak için çokça su için ve karbonhidratlardan kaçının. Çoğu kere bunu sorgulamadan kabul ediyoruz.

Guncel.Net olarak açıklıyoruz: İşte doğru bildiğimiz bazı yanlışlar:

Günde sekiz bardak su içmeliyiz

Gerçek: Bu mitin kaynağı, suyun arındırıcı etkisine duyduğumuz inanç. Vücudun normal ihtiyacı 750 ml sudur. Bu miktarı aşan miktarda su alırsanız vücut bunu dışarı atar.

Bazı besinler kanseri önler

Gerçek: Gazetelerde çokça yer alan haberlere göre düşük yağlı bir diyet izler ve egzersiz yapabilirseniz kanseri önleyebileceğiniz anlatılıyor. Oysa kanser ilerleyen yaşla ortaya çıkma ihtimali artan ve pek çok tetikleyici faktörden etkilenebilen bir hastalıktır.

Sağlıklı beslenme ve egzersiz tabii ki sağlıklı bir yaşam için şarttır ama kanseri önlemenin kutsal formülü bu değildir.

Antibiyotikler ve alkol karıştırılmamalıdır

Gerçek: En yaygın yanlış anlamalardan biridir. Antibiyotiklerin etkisini azaltmamak adına, ilaç alırken alkolden kaçınılması tavsiye edilir. Oysa bu tam olarak doğru değildir. Antibiyotiklerin etkisi alkole alındıklarında azalmaz.

Ama Metronidazol ve Tinidazol bazlı ilaçlar alınırken alkol alınması durumunda baş ağrısı ve kusma gibi yan etkiler görülebilir.

Kilo vermek için karbonhidratlardan kaçınılmalıdır

Gerçek: Aslında pek de öyle değil. Junk food tabir edilen besinlerdeki hidrojenize yağlar şişmanlatıcı etkiye sahiptir, orası doğru. Ancak sağlıklı beslenme için lifli gıdalarla birlikte bir miktar karbonhidrat alınması vücudun enerji ihtiyacı için şarttır.

Bilgisayarlar sağlığımıza zararlıdır

Gerçek: Maalesef bu doğru. Bilgisayar kullanımı sırt ağrılarına yol açıyor. Gözleri de yoruyor.
Gün boyunca bilgisayar kullanmak durumundaki çalışanları ergonomik masa ve sandalyeler kullanması şart. Ayrıca her 20 dakikada bir gözlerinizi ekrandan en az 20 saniyeliğine ayırmalısınız.


Vücut kıllarını tıraş etmek, daha sonra kalın ve gür çıkmalarına neden olur

Gerçek: Epilasyoncuların çok sevdiği bir dedikodu bu. Jiletle aldığınız vücut kılları daha kalın veya daha çabuk çıkmaz.

Kötü beslenme ve kötü hijyen sivilcelere neden olur

Gerçek: Pek çok doktor, akne ve sivilcelerin esasen vücudun hormon salgısının bir sonucu olduğunu bilir. O yüzden ergenlik çağındaki gençlerde sıklıkla sivilce çıkar. Akne tedavisinde doktorlar diyet tedavi yöntemlerine başvursa daa asıl tedavi ilaç tedavisidir. İyi beslenmenin sağlıklı bir cilt için gerekli olmadığını söylemek istemiyoruz ama cilt bozukluklarının pek çok başka sebebi vardır.

Sağlıklı bir vücut için en gerekli yol detoksifikasyondur

Gerçek: Detoksifikasyon Batı’da son yıllarda başarıyla uygulanan bir yöntem. Ama son derece pahalı bir yöntem olduğunu da vurgulamak gerekli. Üstelik insan vücudu, dışarıdan alınan zehirli maddeleri temizlemek konusunda zaten gerekli ekipmanlara sahip durumda.

Düzenli egzersiz, ter atma ve vücudun su eksiğini giderme yoluyla vücudunuza destek olmanız şartıyla vücudunuz gerekli detoksifikasyonu yapacaktır. Bundan fazlası paranızı ve zamanınızı boşa harcamak olur.

Posted in SağlıkYorumlar (0)

Tags: , , , , , ,

‘Terliyken de su için’


Uzmanlar terliyken su içilmemeli düşüncesinin yanlış olduğunu belirtti.
Spor yaparken sıvı alınmaması ve terliyken su içilmemesi gerektiği düşüncenin yanlış bir inanış olduğu belirtildi. Sıcak havalarda yapılan sportif faaliyetler sırasında yaşanan sıvı kaybı, çabuk yorulma, kramp ve bacak ağrıları, sinirlilik ve mide bulantısı.

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Karaoğlu, sıcakların en etkili olduğu temmuz, ağustos ve eylül aylarında sıvı kaybının neden olduğu tehlikelerin göz ardı edilmemesi gerektiğini bildirdi.

Karaoğlu, vücuttaki sıvı kaybı, fiziksel performansı negatif olarak etkiliyor. Sıcak havalarda yapılan sportif faaliyetler sırasında yaşanan sıvı kaybı, çabuk yorulma, kramp ve bacak ağrıları, sinirlilik ve mide bulantıları gibi sorunlara yol açıyor. Bu negatif etki sadece sporda değil, aktif yaşamda da gözle görülür performans düşüklüğü yaratıyor.

Bu nedenle sıcak havalarda, özellikle de sportif aktiviteler sırasında bol sıvı alınmalıdır. Sıvı alınarak, daha fazla enerji, güç ve dayanıklılık, daha serin bir vücut, daha uzun ve yüksek performans, sonraki aktivite için vücudun daha çabuk toparlanması sağlanabilir.”

“TERLİYKEN DE SU İÇİN”

Spor öncesi sıvı alınmamasının, spor sırasında çok susamaya yol açtığını, bunun sonucunda da gereğinden fazla su içme isteği doğduğunu kaydeden Karaoğlu, vücudun gereksiniminden fazla sıvı alınmasının da doğru olmadığına dikkati çekti. Karaoğlu, şöyle devam etti:

“Spor yaparken sıvı alınmaması ve terliyken su içilmemesi gerektiği düşüncesi, oldukça yanlış bir inanıştır. Spor öncesi sıvı alınmaması, spor sırasında çok susamaya yol açmakta, gereğinden çok su içme isteği doğmaktadır. Doğru sıvı alımı, az miktarlarda ancak sık sık içilerek yapılır.

Eğer aldığınız sıvı serin olursa, içmek daha zevkli gelir. Yani ‘terli terli su içilmez’ gibi bir mantık yanlıştır. Sıvı kaybının neden olduğu olumsuzlukların önüne geçilmesi için terliyken de su içilmelidir.

Suyla beraber vücudun kaybettiği elektrolit ve enerjiyi de yerine koyacak türde maddelerin alımı çok daha faydalıdır. Bu amaçla bir miktar tuzlu ayran veya şekerli içecekler kullanılabileceği gibi, oranı ve miktarları bilimsel verilerle ayarlanmış çeşitli elektrolit tuzlar, şekerli ve vitamin katkılı hazır sporcu içecekleri kullanmak daha da olumlu sonuç verir.”

Karaoğlu, “sıvı kaybına karşı üç kural unutulmamalıdır: Terleme ile kaybedilenlerin geri kazanılabilmesi için spor öncesinde, esnasında ve sonrasında sıvı alınmalı, doğru sıvılar tercih edilmeli, sıvı almak spor yaparken izlenilmesi gereken temel bir sağlık ve emniyet kuralı olarak algılanmalıdır” diye konuştu.

Posted in SağlıkYorumlar (0)

Tags: , , , , , , , , , ,

Diş sağlığı için 10 dakika


Ağız ve diş sağlığı için günde 10 dakika ayırmak yeterli.

Türkiye’nin ilk diş hastanesi olan İzmir Eğitim Diş Hastanesinin Başhekimi Prof. Dr. Necmi Gökay, beslenme ve bakım bozukluğunun dişlerin çürümesine, bunun da çene gelişimi bozukluğuna yol açtığını söyledi.

Prof. Dr. Gökay, son dönemde diş çürüğü şikayetlerinde artış gözlemlediklerini, geçen yıl hastanelerinde 2 bin 400 hastaya ortodonti tedavisi uygulandığını belirtti.

Özellikle son 3 yılda hastanelerine gelen hasta sayısında ciddi artış meydana geldiğini anlatan Prof. Dr. Gökay, şu bilgileri verdi:

“Beslenme ve bakım bozukluğu çürük sayısının artmasına, bu da çene gelişiminin bozukluğuna ve diş çapraşıklığına neden oluyor. Ağız ve diş sağlığında diş bakımının önemi büyük. Ağız ve diş sağlığı için herkes günde 10 dakikasını dişlerine ayırmalı. Muhakkak fırçalama yapılmalı. Bunun dışında ip kullanma ve gargara da diş bakımı için önemlidir.”

Posted in SağlıkYorumlar (0)

Tags: , , , , , , , ,

Yaz ilişkiniz kabusa dönüşmesin!


Uzmanlar cinsel yolla bulaşan hastalıkların yaz aylarında büyük bir artış gösterdiğini ortaya koydu.

Yapılan araştırmalara göre, yaz aylarında cinsel yolla bulaşan hastalıklarda artış var. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar en çok haziran, temmuz ve ağustos aylarında görülüyor. En çok görülen cinsel yolla bulaşan hastalık ise Gonore yani Bel Soğukluğu.

HASTALIKLARINI SAKLIYORLAR

Ayrıca evlilik gibi uzun süreli ilişkiler yaşayan ve yeni tanıştığı biriyle korunmadan ilişkiye giren kişilerin %80′nin de yakalandığı veya yakalanacağı cinsel yolla bulaşan hastalıklarını partnerlerinden saklamayı tercih ettikleri tespit edildi.

BÜYÜKŞEHİRLERDE DAHA ÇOK GÖRÜLÜYOR

Genel olarak cinsel ilişki yoluyla insandan insana bulaşan mikropların neden olduğu üreme organlarının enfeksiyonlarının “Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar” olarak adlandırıldığını söyleyen Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Başkanı Cinsel Terapist Dr. Cem Keçe; çeşitli kültürlerden, çok çeşitli şehirlerden ve ülkelerden gelen insanların fazlaca yaşadığı yerler olan büyük şehirlerde cinsel yolla bulaşan hastalıkların daha fazla görüldüğünü söyledi.

Dr. Cem Keçe, cinsel yolla bulaşan hastalıkların eski çağlardan beri varolan ve güncelliğini hiçbir zaman kaybetmemiş hastalıklar grubunda olduğunu söyleyerek bu hastalıkların son yıllarda artmasının nedenlerini şöyle sıraladı:

Cinsel konularda bilgi eksikliği, eğitim yetersizliği, toplumun sosyo-ekonomik yapısında meydana gelen bozukluklar ve özellikle ahlak kavramlarındaki değişiklikler, göçler, iç ve dış turizm, uyuşturucu ve alkol alışkanlıklarının artması, fahişelik, eşcinsellik, genelev alışkanlığı, gizli buluşma yerleri ile mücadele ve kontrollerin yetersizliği, gebeliği önleyici yöntemler ve ilaçlar ile gebe kalma korkusunun ortadan kalkması…

ÖLÜM NEDENLERİ LİSTESİNDE İLK BEŞTE

Cinsel yolla bulaşan hastalıkların Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) dünyada ölüm nedenleri listesinde ilk 5’de yer aldığına dikkat çeken CİSED Başkanı Cinsel Terapist Dr. Cem Keçe; “Cinsel yolla bulaşan hastalıklar ancak cinsel hastalığı olan birisiyle girilen cinsel ilişki sırasında yada fiziksel temas sonucunda bulaşabilir. Doğal olarak birden fazla cinsel partneri olan kişiler daha fazla risk altındadırlar.

AIDS virüsü, hepatit B, frengi, bel soğukluğu, herpes ve klamidyoz adı verilen hastalıklar gebelik süresince veya doğum sırasında anneden bebeğine bulaşabilir.

Ama başkasının bardağını veya çatal kaşığını kullanmakla cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalanmazsınız. Ayrıca başkasının nefes ve öksürüğünden, onunla el sıkışmak ve öpüşmekle, böcek ve sivrisinek ısırması, tuvaletlerde klozet kapağından, yüzme havuzları veya hamamlardan da bu hastalıklar bulaşmaz” dedi.

BELİRTİLERİ NELER?

Özellikle yaz aylarında cinsel yolla bulaşan hastalıklarda bir artış görüldüğünü söyleyen Gülüm Bacanak; “İdrar yaparken yanma, acıma, sık sık idrara gitme, peniste, vajinada, makatta veya ağızda yaralar, siğiller ve içi su dolu kabarcıklar oluşması, penis, vajina veya makattan su gibi, süt gibi, beyaz, sarımtırak veya yeşil ve kokusu normal vajina akıntısından farklı akıntı olması, kasık kıllarında, makatta veya vajina etrafında kalıntı, kasıklarda şişkinlikler ve bezeler, yumurtalıkların birinde veya her ikisinde ağrı, karnın alt bölümünde ağrı, cinsel ilişkiden sonra kanama gibi şikayetler; cinsel yolla bulaşan hastalıkların en sık görülen belirtileridir.” diye konuştu.

KORUNMAK İÇİN NELER YAPILMALI?

• Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korkmayın, utanmayın, kendinizi ve sevdiklerinizi korumak için bir hekime başvurun ve tedavi olun.
• Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmak için cinsel ilişkide mutlaka kondom kullanın. Ayrıca cinsel partner sayısının artmasının, hastalık bulaşma riskini de arttırdığını unutmayın.
• Hastalık belirtisi olmadan da bulaşma olabileceğini unutmayın.
• Alkol ve uyuşturucunun doğru ve sağlıklı düşünmeyi engelleyerek, cinsel ilişki sırasında olumsuz davranışlara neden olabileceğini ve bu şekilde cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalanma riskinizi arttıracağını aklınızdan çıkarmayın.
• Size nakledilecek kanda gerekli testlerin yapılıp yapılmadığını mutlaka sorun.
• Başkalarının kullandığı şırınga ve iğneyi kullanmayın. Bir defa kullanılıp atılan şırınga ve iğne kullanılmasını isteyin.
• Hamile iseniz, doğum öncesi dönemde düzenli sağlık kontrollerinizi yaptırın.
• Verilen tedaviyi, şikayetleriniz geçse bile tam uygulayın.
• Tedavi süresince cinsel ilişkide bulunmayın yada ilişki olduğunda siz veya partneriniz kondom kullanın.

Posted in SağlıkYorumlar (0)

Tags: , , , , ,

İdrar kaçırmaya son


Türkiye’deki kadınların en büyük sorunlarından biri olan idrar kaçırma 20 dakikalık müdahale ile yok ediliyor.
Türkiye’de kadınların yüzde 15-17’sinin idrar kaçırma sorunu yaşadığı ve bu sorunun yaklaşık 20 dakika süren cerrahi müdahale ile tedavi edilebildiği bildirildi.

Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Genel Sekreteri, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. İsmail Mete İtil, idrar kaçırmanın, yaşamı tehdit eden bir sağlık sorunu olmadığını ancak tedavi yerine kendi haline bırakıldığında yaşam kalitesini bozan ve depresyona sürükleyen kronik bir hastalığa dönüştüğünü söyledi.

MENOPOZLA BİRLİKTE ARTIYOR

İdrar kaçırma sorunun genellikle orta yaştan sonra görülmeye başladığını, menopozla birlikte görülme sıklığının arttığını belirten İtil, sorunun, yaşlılığın bir parçası olarak görülmemesi gerektiğini, tedavi seçeneklerinin bulunduğunu vurguladı.

İtil, yapılan çalışmalara göre, ”Türkiye’de kadınların yaklaşık yüzde 15-17’sinin idrar kaçırma sorunu yaşadığının tespit edildiğini” ifade ederek, ”Bu, birçok kronik hastalıktan daha yüksek bir orandır. Bu kadınların birçoğu, ya sorununun halledilemeyeceğini düşünerek doktora gitmiyor ya da utandığından sorunu saklı tutuyor” dedi.

İdrar kaçırmaya özellikle rahim, mesane sarkmaları, zorlu doğumlar, yaş, menopoz etkileri, daha önce geçirilmiş rahim ameliyatları, kabızlık, şişmanlık, kronik öksürük gibi karın içi basıncı artıran durumların zemin hazırladığına dikkati çeken İtil, iki tip idrar kaçırma problemi görüldüğünü ifade etti.

20 DAKİKADA SONUÇ

Öksürme, hapşırma, koşma ve yürüme sırasında ortaya çıkan birinci tip idrar kaçırmanın tedavisinin cerrahi yöntemlerle mümkün olduğunu belirten İtil, ”Bu tip idrar kaçırma sorununda, lokal anesteziyle mesane boynuna uygulanan sentetik askı operasyonuyla tedavi mümkün. Günümüzde, bu operasyonlar yaklaşık 20 dakika gibi kısa bir sürede sonuçlanıyor” diye konuştu.

İtil, cerrahi müdahale için herhangi bir yaş sınırının bulunmadığını, yapılan ameliyatların sonuçlarının başarılı olduğunu kaydetti. İtil, ”Sonuçlar çok iyi. Aynı gün hasta idrarını yapabiliyor, uzun süre sonda kalmasına gerek kalmıyor. Ameliyat sonrasında, yüzde 90′ın üstünde memnuniyet sağlanıyor” dedi.

İtil, sık sık idrara çıkma, gece idrara kalkma, tuvalete yetişememe gibi belirtilerle karakterize olan ikinci tip idrar kaçırma sorununun ise ilaçla tedavi edildiğini söyledi. İtil, ”Bir kadının günde 8 kez idrar yapması normalken, rahatsız olanlar günde 20-25 kez, hatta daha fazla idrar yapıyor” diye konuştu.

6 AY İLAÇ TEDAVİSİ

Tedavi yöntemine karar verilmeden önce idrar kaçırma sorunun hangi tip olduğunun mutlaka belirlenmesi gerektiğini anlatan İtil, ”Gerekli testler yapılmalı. İlaç tedavisi görecek hastanın ameliyat edilmesi, ameliyat olması gereken hastanın ise ilaç tedavisi görmesi son derece yanlıştır. Sorunları daha da artırır” uyarısında bulundu.

İtil, ilaç tedavisinin en az 6 ay uygulandığını ifade ederek, ”Doz, hastanın durumuna göre azaltılarak ya da çoğaltılarak 1-2 yıl uygulanıyor. İlaçların, ağız kuruluğu dışında önemli bir yan etkisi bulunmuyor” dedi.

Posted in SağlıkYorumlar (0)

Tags: , , , , , ,

Sülük tedAvisi AIDS bulaştırabilir


Ülkemizde yaygın olarak kullanılan sülükle tedavi yöntemi bazı hastalıkların bulaşmasına neden olabilir.
Yozgat Devlet Hastanesi Başhekimi Uzman Doktor Bekir Cahit Kayhan, ”Uygun ortamlarda üretilmemiş, dış yüzey sterilliği yapılmamış sülükleri kullananların, yüzde 79 oranında enfeksiyon kampa riski vardır” uyarısında bulundu.

Kayhan, sülüklerin vücuttaki kanı emerek doğrudan tedavi etme özelliğinin bulunmadığını, doğadan toplanıp kullanılan sülüklerin bazı hastalıkların bulaşmasına neden olabileceğinin altını çizdi.

Kayhan, şunları kaydetti: ”Sülükle tedavi bizde ve birçok ülkede bazı hastalıklarda kullanılmaktadır. Sülükler vücuttaki kirli kanı emerek tedavi yapmazlar. Tedavi edici özelliği kan emmelerinden değil, kan emerken vücuda verdikleri enzim niteliğindeki salgılarla olur. 650′den fazla çeşidi olan sülüklerin tedavide kullanılmaları için uygun ortamda üretilmesi, dış yüzeyinin sterile edilmesi gerekir. Sülük uygun ortamda üretilmemiş, dış yüzey sterilliği yapılmamışsa yüzde 79 enfeksiyon kampa riski vardır.

SÜLÜK BİR KEZ KULLANILMALIDIR

Bir hastada kullanılan sülük başka bir hastada kullanılmamalıdır. Tedavide bir defa kullanılmalıdır, tedavi sonrasında uygun şekilde imha edilmelidir. Böylece kan yolu ile bulaşan AİDS’ten hepatite kadar bir çok hastalığın geçişi önlenmiş olur.

Ayrıca, ilk uygulamada ürettikleri salgıyı boşattıkları için ikinci uygulamada aynı etki görülmez.

KANSIZLIK HASTALARI KULLANMAMALI

Sülükle tedavi yöntemini özellikle kansızlık sorunu olanlar, aspirin gibi kan sulandırıcı ilaç kullananlar, pıhtılaşma problemi gibi hastalığı olanlar, diyaliz hastaları, diyabet ve kalp yetmezliği hastalarının kullanmaları sakıncalıdır.”

Posted in SağlıkYorumlar (0)

Tags: , , , , ,

Ne olur gerçeği söyleyin doktor!


Doktorunuzun size söylemek isteyip de bir türlü söyleyemediği şeyleri merak ediyor musunuz?

Ünlü Amerikan dergisi Reader’s Digest Temmuz 2008 sayısı için özel bir dosya hazırladı

Pratisyenler, cerrahlar, psikiyatrist ve pediatristlerden oluşan bir grup doktora “Hastalara söylemek isteyip de söyleyemediğiniz şey nedir?” sorusu yöneltildi.

Ankete cevap veren doktorlardan bazıları isimlerini gizlerken bazıları açıkça isminin yazılmasını bile istedi. Ve doktorların bize asla söylemeyeceği sırlar ortaya çıktı.

Bazısı komik, bazısı korkunç ve büsbütün şok edici bu sırları okuyun ve ‘daha anlayışlı ve akıllı’ bir hasta olma yolunda bir adım atın.

Doktorunuzla olumlu bir iletişim içinde olacağınız sağlıklı günler dileriz…

DOKTORUNUZ DİYOR Kİ…

Sizin anneniz olmaktan bıktım! Sizi her gördüğümde mecburen “Kilo vermeniz gerek” diyorum siz de bana “Valla hiçbir şey yemiyorum” diye yemin ediyorsunuz. Sonra da konu kapanıyor. Sonra da bana gelip sızlayan dizlerinizden, ağrıyan sırtınızdan bahsediyor ve iki basamak merdiven çıkınca nefesinizin kesildiğinden yakınıyorsunuz.

Ne yani şimdi sizin elinizden tutup çikolata ve gofret yemenin zararlarını mı anlatayım? Birçok hastanın dinlemeye bile zahmet etmediği şeyleri tekrar edip durmaktan bıktım artık!

Bir kardiyolog, Brooklyn,

“Hastaneler, hastaların bir an önce evlerine göndermek ister. Hastalarını hastaneden bir an önce çıkmaya ikna eden doktorlara bonus prim ödeyen hastaneler bile var.”

Medical Secrets (Tıp dergisi)

Posted in SağlıkYorumlar (0)

Tags: , , ,

Kene ısırmasında kritik 12 saat


Yrd. Doç. Dr. Koruk uyardı: Keneler, vücutta yapıştığı noktadan 12 saat sonra virüs bulaştırabilir.
Harran Üniversitesi (HRÜ) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Süda Tekin Koruk, hastane personeline yönelik ”KKKA Bilgilendirme Toplantısı”nda tarım çalışanları, hayvancılık işiyle uğraşanlar, kasaplar, mezbaha çalışanları, veteriner hekimler, akut hastalarla temas olasılığı bulunan bölgelerde görev yapan sağlık personeli, askerler ve kamp yapanların risk altında olduğunu ifade etti.

İnsanlara, hastalıklı kenelerin yapışması veya kan emmesi sırasında salgıladıkları tükürük salgısıyla, enfekte kenelerin çıplak elle ezilmesi sırasında temasla, hastalıklı hayvanların kan ve dokularıyla temas sonucu bulaşabilen hastalığın, mevsimsel özellikler gösterdiğini aktaran Koruk, Türkiye’de genellikle haziran ve eylül aylarında ortaya çıkan kene vakalarının son dönemlerde küresel ısınmanın etkisiyle farklı dönemlerde de görülebildiğini kaydetti.

Türkiye’de ilk kez 2002 yılında Tokat ve Sivas’ta kusma, baş ağrısı ve yüksek ateş şikayetiyle hastanelere müracaat eden bazı hastaların aniden ölmesinin ardından Sağlık Bakanlığınca başlatılan ayrıntılı incelemenin ardından ölümlerin nedeninin KKKA’dan kaynaklandığının belirlendiğini aktaran Yrd. Doç. Dr. Koruk, şunları kaydetti:

”KKKA hastalığı, genellikle Kelkit Vadisi çevresinde ortaya çıkıyor. Son dönemlerde Diyarbakır ve Antalya gibi illerde de görüldü. Ülkemizde 2002 - 2003 yılları arasında kayıtlara göre toplam 150 kene vakası tespit edildi. Bu rakam hastalığın bilinmesi ve öneminin kavranmasıyla birlikte geçen yıl 717′ye kadar yükseldi. Maalesef geçen yıl 33 kişi bu hastalıktan öldü. Bu yıl haziran ayına kadar olan bölümde 28 kişi hayatını kaybetti.”

ÖNERİLER

Yrd. Doç. Dr. Süda Tekin Koruk, KKKA’dan korunmak için kırsal kesimde bulunan kişilerin kapalı giysileri tercih etmesi gerektiğini, ayrıca giysilere veya cilde haşere kovucu ilaçların sürülmesinin kısmen de olsa yarar sağlayabileceğini kaydetti. Kenenin vücutta kalma süresinin virüsün kan yoluyla bulaştırdığı miktarla doğru orantılı olduğunu anlatan Yrd. Doç. Dr. Koruk, şunları söyledi:

”KKKA hastalığına neden olan Hyallomma türü keneler, vücuda yapıştığı noktadan 12 saat sonra virüs bulaştırabiliyor, bu nedenle erken müdahale önem taşıyor. Bu süre içerisinde tespit edilen kene vakaları mutlaka sağlık merkezlerinde ve özel giysili, uzman kişilerce çıkarılmalı. Hastanelerin özellikle acil servislerinde görev yapan sağlık personelinin de kene vakalarına karşı tedbir almaları gerekiyor.”

Posted in SağlıkYorumlar (0)

Books Blogs - BlogCatalog Blog Directory