Tag Arşivi | "Teknoloji"

Tags: , , , , , , ,

Robotlarla aşk insanlığın sonunu mu getirecek?


İşte bu aşk serüvenidir ki insanoğlunu nice badirelerden atlatmış ve neslinin devamını sağlamıştır…

Derler ki Hollywood’un asıl işlevi budur: Yaklaşmakta olan felaketleri ve diğer gerçekleri önceden insanlara gösterir. Yavaş yavaş, alıştıra alıştıra…

Böylece biz sıradan insanlar, o gerçeklere zihnen hazırlanmış oluruz ki yarın PAT! diye karşımıza çıktığında şaşırmayalım.

Benim bildiğim 1927 tarihli Metropolis filminden beri sinema bizi robotlara hazırlıyor. Ridley Scott’un 1982 tarihli Blade Runner filminden beri de biliyoruz ki bir gün insan nesli yok olma tehlikesiyle karşılaştığında ‘genetik mühendislik’ marifetiyle yaratılmış insansı yaratıklar hayatımıza girecekler.

Posted in TeknolojiYorumlar (0)

Tags: , , , , , , ,

Robotlarla aşk insanlığın sonunu mu getirecek?


İşte bu aşk serüvenidir ki insanoğlunu nice badirelerden atlatmış ve neslinin devamını sağlamıştır…

Derler ki Hollywood’un asıl işlevi budur: Yaklaşmakta olan felaketleri ve diğer gerçekleri önceden insanlara gösterir. Yavaş yavaş, alıştıra alıştıra…

Böylece biz sıradan insanlar, o gerçeklere zihnen hazırlanmış oluruz ki yarın PAT! diye karşımıza çıktığında şaşırmayalım.

Benim bildiğim 1927 tarihli Metropolis filminden beri sinema bizi robotlara hazırlıyor. Ridley Scott’un 1982 tarihli Blade Runner filminden beri de biliyoruz ki bir gün insan nesli yok olma tehlikesiyle karşılaştığında ‘genetik mühendislik’ marifetiyle yaratılmış insansı yaratıklar hayatımıza girecekler.
Bütün bu gelişmeler bizi mutlu mu edecek yoksa bambaşka felaketlerin kapısını mı aralayacak?

İşte orasını bilemiyoruz.

Bilim dünyasından gelen haberler bazı bakımlardan ümit verici: Genetik mühendislik sayesinde, birkaç nesil sonra çok daha uzun ve sağlıklı bir yaşam insanoğlunu kucaklayacak.

Posted in TeknolojiYorumlar (0)

Tags: , , , , , , , , , , ,

Japonlar uzaylı arayacak!


Japonya, dünya dışında uygarlık olup olmadığını araştırmaya yönelik bir proje başlatıyor.

Japon astronomlar, dünya dışında uygarlık olup olmadığını keşfetmek için 10’un üzerindeki büyük rasathanede çalışma başlatacak.

“Herkes hayatında en az bir kere uzayın sonsuz olup olmadığını veya uzaylıların gerçekten var olup olmadığını merak eder” diyen Nişi-Harima Astronomi Rasathanesi baş araştırmacısı Şinya Narusawa, proje hakkında bilgi verdi.

Narusawa, Japon araştırmacıların, dış dünyadan lazer ışınlarının gelip gelmediğini saptamak amacıyla radyo sinyallerini yakalamak için anten kullandıklarını ve göksel ışınların prizmalarını analiz ettiklerini hatırlattı. Ancak bu araştırmaların şimdiye kadar pek verimli olmadığı kaydedildi.

Hawking: Uzaylı görürseniz kaçın!

Yeni proje çerçevesinde ise gelecek sene birçok astronot, uygarlığın olması ihtimali bulunan bir yıldızı geceler boyunca gözleyecek. Bunun yanı sıra alışıldık ışık analizleri yapılacak ve radyo sinyalleri kaydedilecek.

“Bazen şüpheli sinyaller geldiğinde bunların dünyadan, mesela makinelerden gelen yapay sinyaller mi olduğunu, yoksa yıldızlardan mı geldiğini söylemek güç” diyen Narusawa, tek bir yıldızı birçok kişi izlediğinde sinyallerin menşeini saptamanın daha kolay olacağını belirtti. Narusawa, hangi yıldızın izleneceğine henüz karar verilmediğini söyledi.

Posted in YaşamYorumlar (0)

Tags: , ,

Vodafone’dan Herkese Emzik


ImageBirinci nesil iPhone’ları

Türkiye‘ye getirme konusunda başarısız olan Vodafone, iPhone 3G için ön talepleri alıyor. Biz de kronometremizi başlattık.

iPhone 3G‘nin Amerika‘da duyurulması ve her şeyden öte bu tasarım harikası telefonun sadece 199 Dolar‘a satılacak olması, teknoloji tutkunlarını heyecanlandırdı. 11 Temmuz‘dan itibaren ilk etapta satışa başlayacak olan ülkeler arasında Türkiye de var.

Posted in TeknolojiYorumlar (0)

Tags: , , , , , , , ,

iPhone’un başarısı taklidini de getirdi


Samsung Instinct, Apple’ın ürettiği iPhone’dan gideremediği eksiklikeri dolduracak gibi görünüyor.

Samsung Instinct
Apple, bir yıl önce iPhone cihazını çıkardı ve altı milyon adet sattı. Sonra hafta başında tanıttığı yeni modelle, daha düşük fiyata daha gelişmiş fonksiyonların ulaşmasına olanak sağladı.

Ama yeni iPhone ‘un sahip olmadığı bazı standart özellikler var ki pek çok insan için bunlar önemli: Mesela değiştirilebilir pil, hafıza kartı uzatma girişi, video kaydı, sesli arama ve başka bir cep telefonuna resim yollama gibi özellikler.

Yani hatırı sayılır bir müşteri kitlesi iPhone’un ekrana dokunmalı siteminden daha fazlasını bekliyor. Ve 20 Haziran’da çıkacak olan Samsung Instinct bu beklentiye cevap verecek gibi görünüyor.

Apple’dan daha hızlı, daha ucuz iPhone

Yazılım ayağı biraz daha basit ve kendine özgü Samsung Instinct’in iPhone’un bütün üstün özelliklerine sahip olduğunu söylemiyoruz. Ama akıllı bir cep telefonu olarak son derece iyi tasarlanmış olduğu da bir gerçek.

Telefonun 6 cm genişliğindeki ekranın altında parlayan üç düğme, tüm işlerinizi görmenizi sağlıyor. Telefonun standart hafızası 32 MB olurken, bu kapasitenin artırılması MicroSD kartı ile mümkün.

Eğer Gmail, Hotmail veya Yahoo hesabınız varsa, e-posta ayarlarınızı yapmak sadece biri isim ve password girmek kadar kolay. Resim dosyalarını, word dokümanlarını ve mp3 dosyalarını bu telefonda açabiliyorsunuz.

Söylemeye gerek yok, bu cihaz aynı zamanda bir radyo ve televizyon olarak da size hizmet edebiliyor. Internet üzerinden yayınlanan TV yayınlarını ve radyo istasyonlarını takip edebiliyorsunuz.

GPS özelliği ise araçlara takılan 600 dolarlık GPS cihazlarının gerçekleştirdiği hemen bütün fonksiyonları yerine getirebiliyor.

Bu telefonun iPhone ile kıyaslandığında diğer üç eksiği ise şunlar:

• Kablosuz bağlantı özelliği yok
• iPhone App Store benzeri ilave programlar yükleyebileceğiniz bir özelliği yok.
• Instinct’te olmayan bir diğer özellik ise Apple’daki o parlak, mükemmeliyetçi ve eğlenceli ruh.

Posted in TeknolojiYorumlar (0)

Tags: , , , , , , ,

Çocuklar için teknoloji ne zaman başlar?


Sizce bir çocuğun hangi yaşta ilk cep telefonunu, bilgisayarını ve sanal âlemdeki adını alması uygun olur?

21.Yüzyıl’da ebeveynler bu soruları kendilerine her gün sorup duruyorlar. Ne yazık ki geçmiş nesillerden bugüne aktarılan bilgilerde bu soruların cevabı yok.

Bazı aileler çocuklarını teknolojiyle tanıştırma konusunda rahat ve istekli davranıyor. 6 yaşında iPod kullanmaya başlayan ve şimdi de bir cep telefonu isteyen çocuklar Amerika’da ortaya çıkmaya başladı. 6 yaşındaki bir çocuk cep telefonuyla kimi aramak ister? Orası belli değil.

Tabii ki pek çok aile bu konuda daha titiz. Bilgisayar kullanımına ancak ders çalışmak ve ödev yapmak gibi amaçlar için izin veriyorlar. İlk cep telefonu ise ergenlik çağında çocuğa armağan ediliyor ki akşam hala eve gelmemişse arayıp nerede olduğunu öğrenebilesiniz.

DOĞRU YAKLAŞIM HANGİSİ?

Doğru yaklaşım hangisi peki? New York Times’ın konuyla ilgili makalesinde, ilk mikroişlemcinin icat edilmesinden çok önce çocuklarda davranış psikolojisi üzerine çalışan İsviçreli psikolog Jean Piaget’in yaklaşımına dikkat çekiliyor. Halen işe yarayan bir teori olduğunu düşünülen Piaget’in yaklaşımını günümüze uyarlamak mümkün.

0-2 Yaş: Bebekler ve minikler parmaklarını ve ellerini yeterince kontrol etme becerisinde olmadıkları için kullanabilecekleri tek teknolojik cihaz, çocuğun hareketlerine göre sesler ve ışıklar çıkaran pilli oyuncaklar olabilir. Ama o durumda bile çocuğu bir an bile gözünüzün önünden ayırmamalısınız.

3-5 Yaş: Günümüzdeki okul öncesi çocuklar zaten dijital bir ortam içinde büyüyorlar. Yani sizin cep telefonu ve bilgisayar kullandığınızı görüyorlar. Oyuncak bir cep telefonuyla oynama yaşındalar. Ama kendi kontrolleriyle ekranda bir şeyleri hareket ettirmek için hala zihinsel gelişimleri yeterli değildir.

6-11 Yaş: Bisiklete binebilme çağı gelen çocuğun internete girebilme çağı da gelmiş demektir. Dijital dünyanın kapıları artık aralanmaktadır. Video ve bilgisayar oyunları birden ilgi odağı olacak. Ancak bu çağda ’soyut’ kavramları gerçekten ayır etmek konusunda çocukların zihinsel gelişimi hala yetersiz düzeydedir. Çocuğun bilgisayar kullanma alışkanlıkları da bu dönemde şekilleneceği için, günlük kullanım saatleri konusunda bir disiplin oluşturacaksanız, doğru zaman bu zamandır.

12 Yaş ve üstü: Bu yaştan sonra bir çocuk artık elektronik cihazları bir yetişkin kadar iyi kullanabilecek hale gelmiştir. Artık bu çağda çocuğunuza cep telefonu almanız, onun için lüks değil sizin için gereklilik haline gelmiştir. Kalabalık bir alışveriş merkezinde kaybolma korkusu gibi ebeveyn kaygılarını da bu sayede yenmiş olacaksınız.

Posted in TeknolojiYorumlar (0)

Tags: , , , , ,

Beyninizle dünyaları yerinden oynatın


Teknolojik gelişme sınır tanımıyor: Bilim-kurgu filmlerinde görmüş olduğunuz cihazlardan biri daha gerçek hayatta yerini aldı.

Yeni çıkan bir başlık beyninizin elektriksel aktivitelerini algılıyor, yüz kaslarınızdaki ve diğer bazı noktalardaki değişimleri okuyor. Böylece oynadığınız video oyununda komutlarınız siz daha aklınızdan geçirirken uygulamaya konuyor. Kötü adamları yok etmek için tık’lamanıza gerek yok, düşünce gücünüz yeterli.

San Francisco’daki Emotiv Systems’in geliştirdiği başlığı takın ve önünüze çıkan canavarları yok edin. Bunu yaparken ihtiyacınız olan şey fiziksel darbeler değil, sadece düşünce gücünüz.

Gelecek Noel’de 299 dolar fiyatla satışa sunulması beklenen bu wireless headset kullanıcının başına hafifçe dokunan 16 sensöre sahip. Elektrosefalografi veya sıkça bilinen adıyla EEG teknolojisini kullanan bu cihaz, kafatası yüzeyinden elektrik sinyallerini toplayarak ekranda cereyan etmekte olan video oyununun komutlarına dönüştürüyor.

Sadece konsantrasyon yoluyla objeleri hareket ettirme işinde ustalaşmaları için oyunculara yardımcı olmak amacıyla bu başlıkla beraber küçük bir oyun da hediye edilmekte. Pratik egzersizlerin de yer aldığı bu oyun sihirli bir dağ.

Emotiv’in araştırma ve geliştirme müdürü Geoffrey Mackellar bu oyunun kullanımını şöyle açıklıyor: “Zihninizi temizleyip 30-40 saniyelik bir konsantrasyon antrenmanı yapıyorsunuz. Mesela bir bloğun yerden havalandığınızı gözünüzün önüne getiriyorsunuz. İlk denemede değilse bile ikincisinde bunu başarabildiğinizi göreceksiniz.”

Bunu izleyen diğer egzersizler boyunca cihaz sizi tanımaya başlıyor. Siz konsantrasyon işinde ustalaştıkça, cihaz da sizin nasıl düşündüğünüzü okumaya başlıyor. Zamanla da oyuncunun yüz ifadesi veya duygusal refleksleri gibi değişkenler de cihaz tarafından algılanmaya başlıyor. Birazcık sıkıldığınızı hissettiği anda sistem sizin karşınıza birkaç tane ejderha çıkarabiliyor veya müziği değiştiriyor. Bu şekilde oyunun sistemi sizin yaklaşık olarak 30 değişik duygusal tepkinizi tanımayı öğreniyor.

Headset’in içindeki bir chip ise bu sinyalleri toplayıp bilgisayarın USB portuna takılı olan bir alıcıya wireless olarak gönderiyor. İşin geri kalan kısmını halledense bilgisayarın kendisi.

Bu yeni sistemin ne kadar gelişmiş bir teknoloji ürünü olduğunu anlatırken Dr. Mackellar şöyle diyor: “Beyin dalgalarını okuyoruz, bu kesin. Ama aynı zamanda başka şeyleri de okuyoruz. Klasik EEG sitemlerinde, yüzün ve kasların hareketi sadece ‘gereksiz gürültü’ olarak algılanırken biz bu input’ları elden çıkarmak yerine onları da kullanabilecek bir sistem geliştirdik.”

Hollanda’daki Twente Üniversitesi bilgisayar bilimleri profesörü Anton Nijholt, başa takılan headset’lerin kullanıldığı EEG sistemlerinin geleceği konusunda umutlu olmakla birlikte, şu an için bütün kullanıcıların bu sistemi yüzde yüz etkinlikte kullanamayacağını düşünüyor.

“Ekrandaki bir objeyi hareket ettirmek için gerekli zihinsel aktiviteyi herkes gösteremeyecektir” diyen Profesör Niholt’a göre bunun nedeni kişilerin yeteneksizliği değil, bilgisayar sisteminin herkesin ayrı beyin dalgalarını okumakta aynı hassasiyeti gösteremeyeceği yolundaki görüşü.

Dr.Mackellar ise 200 değişik kişide bu sistemin denendiğini ve bu 200 kişinin hepsinin de zihinsel güçlerini kullanarak ekrandaki objeleri hareket ettirebildiklerini söylüyor.

Çok yakın gelecekte beyin dalgalarımızı okuyan chip’lerin bu dalgaları wireless ortamda bilgisayarlara aktardıklarını düşünebiliyor musunuz? Belki de artık telepati yoluyla Internet’e girebileceğimiz günlerden bahsetme zamanı geldi.

Posted in TeknolojiYorumlar (0)

Tags: , , , , , , , , , , , , ,

Bir Türk Gencin Yaptığı Arama Motoru


Ceo Share
Ceo Share

Kendi evinde kendi bilgisayarında tam 4 ay boyunca çalışıp kendi arama motorunu kuran Denizli’de Pamukkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümü öğrencisi Serkan Aslan, Mühendislik Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Abdülkadir Yaldır’ın yardımlarıyla Ceo Share’‘yi kurdu.

Hedefinin 3 ay içinde sitesinden ulaşılabilecek program ve oyun sayısının yaklaşık 250 bine çıkarmak istediğini söyleyen Serkan Aslan’ın kurduğu bu arama motorunda şu an 80 bin programa ve oyuna 30 salise ile 4 saniye arasında ulaşabiliyor.

Siteyi kullanmak isteyenlerin en yeni programlara, bunların en son sürümlerine ve oyunlara linkle yönlendirme olmadan çok kısa süre içinde erişebildiklerini belirten Aslan, Yahoo, Google, Alta Vista, Hotmail vb gibi ünlü arama motorlarının kelime tarzında tarama yaptığını, bu motorları kullanan kişilerin istediği her bilgi ve siteye ulaşabilmek adına sitelerde gezinmek zorunda kaldıklarını da belirtti.

Posted in TeknolojiYorumlar (0)

Tags: , , , ,

İnternet hızı ‘take off’ yapacak


Fransız Guyanası’ndan 30 Mayıs’ta fırlatılacak olan Türksat 3A uydusu ile Türkiye’nin iletişim alanı genişleyecek. Televizyonların görüntü kalitesi artarken, ses ve veri aktarımı da hızlanacak.
Fransız Guyanası’ndan 30 Mayıs’ta fırlatılacak olan Türksat 3A uydusu ile Türkiye’nin iletişim alanı ABD’den Çin’e kadar genişleyecek. Ayrıca, televizyonların görüntü kalitesi de yükselecek. Ses ve veri aktarımı daha hızlı olacak.

Türk-Sat Genel Müdürü Türksat A.Ş. Genel Müdürü Dr. Özkan Dalbay bilgilendirme toplantısı düzenledi. Dalbay, 1994’te Türksat 1B’nin, 1996’da Türksat 1C’nin, 2001’de de Türksat 2A’nın hizmet vermeye başladığını hatırlatarak, Türksat 3A’nın ise 30 Mayıs’ta fırlatılacağının söyledi.

Türksat 3A ile Türkiye’nin uydu iletişi alanındaki konumunun çok daha ileri noktalara taşınacağının altını çizen Dalbay, Türkiye’nin kabına sığmayacağını, iletişimde Avrupa, Ortadoğu, Kuzey Afrika, Orta Asya ve Çin’e kadar uzanan geniş kapsama alanına sahip olacağını dile getirdi.

3A UYDUSU İLE KAPASİTE ARTACAK

Türksat 3A’nın teknik özellikleri hakkında bilgi veren Dalbay, uydunun tasarım ömrünün 15 yıl, gerçek ömrünün ise minimum 20 yıl olduğunu kaydetti. Uydunun ağırlının 3 bin 110 kilo olduğunu ifade eden Dalbay, uydunun üzerinde 24 tane transporter olduğunu dile getirdi.

Dalbay, 3A’nın kapasitesinin 1C uydusuna göre 2.5 kat daha fazla olduğunu belirterek, Türksat 3A’nın geniş bir banda sahip olduğunu dile getirdi.

3A YILDIZLARA BAKARAK KONUMUNU BELİRLEYECEK

Türksat 3A’nın yıldızlara bakarak konumunu belirlediğinin altını çizen Dalbay, sıfır sapma olacağını vurguladı. Uydunun sinyal gücünün de yüksek olduğunu kaydeden Dalbay, “Küçük antenlerle yüksek kaliteli televizyon yayını izlenebilecek. Data haberleşmesinde de çok daha düşük maliyetli alt yapı yatırımları yapılabilecekö dedi.


TOPLAM MALİYET 200 MİLYON DOLAR

Uydunun toplam maliyetinin 200 milyon doların üzerinde olduğunu açıklayan Dalbay, mevcut uyduların kapsama alanı arasında geçiş olmaması nedeniyle ses ve data ulaşımında bir, bir buçuk saniyelik gecikme yaşandığını belirtti.

Posted in TeknolojiYorumlar (0)

Tags: , ,

Bu robot namaz kılıyor VİDEO


İslam’da teknoloji sınır tanımıyor. Görenler hayrete düşüyor.

27.05.2008 12:20

Sonunda bunu da yaptılar. Hiç namaz kılan robot gördünüz mü.İddia ediyoruz böylesini görmediniz. Bu robot namaz kılıyor. Bir insan gibi namaz kılan robotu görenler şoke oluyor. Teknoloji İslam’ın hizmetinde. Daha önce bazı faydalı buluşlar yapılmıştı, ama namaz kılan robot herkesi hayrete düşürdü. Bir namazın neredeyse bedeni bütün safhalarını eksizsiz yerine getirebilen robot secdeye kapanınca ilginç bir görüntü ortaya çıkıyor.


Posted in TeknolojiYorumlar (0)

Books Blogs - BlogCatalog Blog Directory