Tag Arşivi | "ter"

Tags: , , , , , ,

‘Terliyken de su için’


Uzmanlar terliyken su içilmemeli düşüncesinin yanlış olduğunu belirtti.
Spor yaparken sıvı alınmaması ve terliyken su içilmemesi gerektiği düşüncenin yanlış bir inanış olduğu belirtildi. Sıcak havalarda yapılan sportif faaliyetler sırasında yaşanan sıvı kaybı, çabuk yorulma, kramp ve bacak ağrıları, sinirlilik ve mide bulantısı.

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Karaoğlu, sıcakların en etkili olduğu temmuz, ağustos ve eylül aylarında sıvı kaybının neden olduğu tehlikelerin göz ardı edilmemesi gerektiğini bildirdi.

Karaoğlu, vücuttaki sıvı kaybı, fiziksel performansı negatif olarak etkiliyor. Sıcak havalarda yapılan sportif faaliyetler sırasında yaşanan sıvı kaybı, çabuk yorulma, kramp ve bacak ağrıları, sinirlilik ve mide bulantıları gibi sorunlara yol açıyor. Bu negatif etki sadece sporda değil, aktif yaşamda da gözle görülür performans düşüklüğü yaratıyor.

Bu nedenle sıcak havalarda, özellikle de sportif aktiviteler sırasında bol sıvı alınmalıdır. Sıvı alınarak, daha fazla enerji, güç ve dayanıklılık, daha serin bir vücut, daha uzun ve yüksek performans, sonraki aktivite için vücudun daha çabuk toparlanması sağlanabilir.”

“TERLİYKEN DE SU İÇİN”

Spor öncesi sıvı alınmamasının, spor sırasında çok susamaya yol açtığını, bunun sonucunda da gereğinden fazla su içme isteği doğduğunu kaydeden Karaoğlu, vücudun gereksiniminden fazla sıvı alınmasının da doğru olmadığına dikkati çekti. Karaoğlu, şöyle devam etti:

“Spor yaparken sıvı alınmaması ve terliyken su içilmemesi gerektiği düşüncesi, oldukça yanlış bir inanıştır. Spor öncesi sıvı alınmaması, spor sırasında çok susamaya yol açmakta, gereğinden çok su içme isteği doğmaktadır. Doğru sıvı alımı, az miktarlarda ancak sık sık içilerek yapılır.

Eğer aldığınız sıvı serin olursa, içmek daha zevkli gelir. Yani ‘terli terli su içilmez’ gibi bir mantık yanlıştır. Sıvı kaybının neden olduğu olumsuzlukların önüne geçilmesi için terliyken de su içilmelidir.

Suyla beraber vücudun kaybettiği elektrolit ve enerjiyi de yerine koyacak türde maddelerin alımı çok daha faydalıdır. Bu amaçla bir miktar tuzlu ayran veya şekerli içecekler kullanılabileceği gibi, oranı ve miktarları bilimsel verilerle ayarlanmış çeşitli elektrolit tuzlar, şekerli ve vitamin katkılı hazır sporcu içecekleri kullanmak daha da olumlu sonuç verir.”

Karaoğlu, “sıvı kaybına karşı üç kural unutulmamalıdır: Terleme ile kaybedilenlerin geri kazanılabilmesi için spor öncesinde, esnasında ve sonrasında sıvı alınmalı, doğru sıvılar tercih edilmeli, sıvı almak spor yaparken izlenilmesi gereken temel bir sağlık ve emniyet kuralı olarak algılanmalıdır” diye konuştu.

Posted in SağlıkYorumlar (0)

Tags: , , , , , , ,

Dayanılmaz bir salgı: Koku


Bazen itici bazen çekici gelebilir. En hoş koku hangisi? Ona da genler karar verir!

İnsan burnu inanılmaz derecede hassastır. Ufak miktarlarda bile olsa kokuyu alır ve birbirinden farklı 10.000 kokuyu tanırız. 1990′lara kadar bunun nasıl olduğunu tam olarak bilmiyorduk ama Linda Buck ve Richard Axel adındaki iki Amerikalı araştırmacı gerçekleştirdikleri çalışmalar sayesinde koku alma ve kokuyu tanıma sistemimizin nasıl çalıştığını açığa çıkardılar. Bu çalışma onlara 2004 Nobel ödülünü kazandırdı.

Hangi kokunun ‘hoş koku’ olduğu konusunda herkesin farklı fikri vardır. Koku zevkleri ülkeden ülkeye veya kültürden kültüre değişir. Bu nedenle kozmetik firmaları değişik ülkelerde pazarladıkları ürünlerin kokularını da farklılaştırmak zorunda kalırlar.

Diğer insanların hoş kokup kokmadığına karar vermemize neden olan ana unsur ise genetik yapımızdır. Kendi vücut kokumuzu belirleyen şey MHC adı verilen gen blokudur. Bu gen blokunun görevlerinden biri, bağışıklık sitemimize kendi hücrelerimizi yabancı hücrelerden ayırdetmesini öğretmektir. Böylece bağışıklık sistemimiz vücuda giren yabancı doku ve hücreleri yani mikrop ve bakterileri ayırt eder ve onlarla mücadeleye girişir.

Aynı gen bloku bizim kokumuzu ve koku alma zevkimizi de belirlemektedir. Garip bir paradoks olarak, bizimle aynı MHC blokuna sahip olan karşı cinsin kokusunu itici buluruz. İnsan türü, eşinin hoş kokmasını arzular ve hoş kokuya doğru bir çekim duyar. Genetik yapısı itibarıyla bizimkinden daha farklı MHC gen bloku sahibi biriyle eşleştiğimizde bu birliktelikten doğacak çocukların bağışıklık sistemi daha sağlam olmakta. Anlaşıldığı kadarıyla evrimsel süreçte gen bloku bizimkinden farklı olan eşler seçmeye ve onların kokusunu ‘hoş’ bulmaya programlandık.

Koku alma duygusu aynı zamanda bir ön alarm niteliğindedir. Yabancıların, yani bizden farklı olanların kokusunu da çok çabuk ayırt ederiz. Evrimsel süreçte bu özelliğin de ‘düşmanları erken tanıma’ konusunda insanlığa yardımcı olduğu sanılıyor.

Posted in SağlıkYorumlar (0)

Books Blogs - BlogCatalog Blog Directory